10 Ekim 2009 Cumartesi

pompei günlüğü #3


pompei sabahı başkadır başka.


pompei'de azgın köpeklerin sabahı




pompei; sikişlerin memleketi, pompei; güncelerin diyarı, pompei; afyon fabrikası, pompei; salvia divinorum cenneti, pompei; azgın köpeklerin dişi halleri, pompei; ibne köpeklerin mecraası, o pompei ki; orospu çocuğu yuvası.

köpekleri sikiştiren orospu çocuklarının uzaydan gelmeyenleri: pompei sapkınları. o sabah pompei köpeklerin hırlamalarıyla uyandı, huzursuz sikiş mahsulü bok köpekleri birbirlerine dişlerini geçirebilmek için, daha doğrusu birbirlerine diş geçireceğini ima etmek için hırıltılar çıkarıyorlardı. içeride günahtan günaha koştuğumuz kolombiyalı bir madde tutkunu hatunla yiyişmenin yorgunluğunu üzerimden atamamış bir kadeh kırmızı şarapla kendime gelmeye çalışırken fark ettim: tarrakalı pompei de sadece köpek hırıltıları vardı!!! bir huzursuzluk salgını! oysa biz neredeydik? pompeideydik. sarhoşluğun, meşrepliğin kentinde. huzursuz sikiş mahsulü köpeklerin hırıltılarını kesmeden bu iş olmaz deyip benimle tekrar sevişmek isteyen kolombiyalıyı bir tekmeyle yatağın kenarına düşürdüm. ayağa kalktı ve bana dünden kalma haliyle aduket çekmeye çalıştı: kafamı eydim ve mavi ekranlı aduketten kurtulurken bile; yerden aldığım bir avuç kumu sihirli bir hareketle gözlerine fırlattım. derdin ne kolombiş dedim? sevişmek, tek derdim bu dedi.


allah belanı versin, ne yarak hastasıymışsınız lan, iliğimde (o iliğin içindeki maddeyi hatırlayamadığım için) cıııkcıkcık dedim. kuruttun lan beni!!!

ufak arbededen sonra kapıya dal taşak yürüdm ve beyaz dişli köpekleri gördüm. ey okur ben diyeyim 15 sen de 20 tane finoya benzer soysuz köpek birbirlerine hırlarken birden bana döndüler. eros var korkmadım değil. kolombiyalıya seslendim: lan köpeklere yal vermedin mi amına koduğumun yarak manyağı?

you are madafaka demez mi? der. ananası sikeyim dedim. o zaman icad olmamış silahın yerinde ilkel kılınçlarımızdan birisini çektim kınından. ilkel dediysem aldanma. amına çaktığımın hattori hanzosu götünü siktiğim için minnettarlığından vermişti bunu bana. özel çelik paslanmaz abi dediydi. her neyse...

o an, o sabah, o güneş, batan yıldızlar hepsi aynı anda kana büründü: kıpkırmızı beyaz dişli bok köpeği kanı... sessizlik ve üzerindeki kan: çırılçıplak vücudumdaki kan, artık temizlikçim kolombiyanın dilindeydi.

Hiç yorum yok:

 

unique visitors
Smith Noble Coupons